Akademisyenlik öncesi uzman doktor olarak özel bir MRG merkezinde çalışırken, MRG başta olmak üzere gereksiz, yanlış ve fazla tetkik endikasyonlarından çok rahatsız olur, ama bu hususta elimden bir şey gelmemesine de üzülürdüm. O dönem, iki yıl boyunca, hematüri nedeninin araştırılmasında birçok görüntüleme yöntemini atlayarak doğrudan MRG isteyen bir hekimin bilimsel ve etik yanlışlığını düzeltemediğim için hâlâ içimde bir ukde kalmıştır. Seksen yaşın üzerindeki pek çok piri faninin -sanki futbol hayatına girecekmiş gibi- her iki diz MRG’sinin çekilmesi için gönderildiğinde de bu sistemsizlik, bu keşmekeşlik nasıl düzelecek, diye düşünürdüm.
Sonra bir dönem her hastanede MRG endikasyonlarını inceleyen kurullar oluşturuldu. Bu uygulama bir nebze denetimin başladığının işaretiydi, ama bu uygulama da tam başarılı olamadı. Sağlık Bakanlığı (SB) devlet hastanelerinin görüntüleme hizmetleri alması ilk zamanlarda endikasyonları oldukça makul düzeylere çekmesine rağmen, yıllar geçtikçe bu hizmetlerin de görüntüleme endikasyonları genişledi. Çünkü SB teşvikleri ile kamu hastanelerinin görüntüleme ünitelerinden hizmet alımları, sadece uzun randevu günlerini eritmekle kalmadı, Bakanlıkla her gün yapılan pazarlıklar neticesinde MRG/BT fiyatları da her geçen gün eridi.
Devreye son yılların en güçlü kurumu haline gelen Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) girdi. Endikasyonları, gereksiz yapılan işlemleri, şüpheli gördüğü her şeyin hesabını sormaya başladı. Yıllardan beri denetimsiz, hesapsız kitapsız harcamaya alışmış kesime “one minute” denildi. Geçenlerde hematüri için çekilen tomografinin doğru olarak çekilip çekilmediğini benden sordular. Denetime sonuna kadar evet. Ancak denetim Hükümetin mali krizlerinde, maliyeti hekimin emeğine kesmek şekline dönüşmemeli.
MRG/BT kullanımında en az hatalı olan kesim kim, diye sorulursa, cevap kanaatimce bu konunun uzmanı olan radyoloji çalışanlarıdır. Gereksiz kullanımların önüne en çok geçmek isteyenler, bu konuda en çok sıkıntı çekenler başta eğitim ve üniversite hastanelerinde çalışanlar olmak üzere yine radyoloji uzmanlarıdır.
Son Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) taslağında Hükümetin mali açıkları nedeniyle hedefte yine hekimin emeği var. Birkaç göstermelik fiyatı artan işlem yanında bir kez daha MRG/BT fiyatları düşürülmek isteniyor. Ekokardiyografi konusunda sıkıntı var. Dermatologların itirazı var...
Sorarlar insana, hekimin emeğini nerelere kadar düşürmeyi planlıyorsunuz? Hangi kıstaslara dayanarak belirliyorsunuz bu emeğin karşılığını? Bir Amerikalı MRG çektirmek için uçakla Türkiye’ye gelse, 1 gece otelde kalsa, 3 öğün yemek yese ve MRG’sini çektirip tekrar dönse, Amerika’da MRG çektirmekten daha kârlı hale geliyor. Türkiye’deki hekimin emeğini bu kadar ucuzlatmak doğru değil.
Belki özel sektörün fiyatlarını dizginlemek gibi bir anlayıştan yola çıkılarak tüm sisteme uyarlanmak istenen fiyatlar başta üniversite ve eğitim hastaneleri olmak üzere kamu hastanelerinin şartlarına uygun değil. Özel hizmet alımlarında sürümden kazanma mantığı ve bir şekliyle hasta sayılarında artış ile bu durumu kurtarmak mümkün. Ama eğitim hastanelerinde hastasına gerektiği kadar zaman ayırmaya çalışan, olaya sürümden kazanmak mantığı ile değil, hastaların tanısını doğru koymak için gerekirse saatlerini verebilen bir mantığı birbirine karıştırmamak gerek. Bu konu başta hasta haklarını ve hekim emeğini en çok düşünmesi gereken Sağlık Bakanlığı yetkilileri olmak üzere, hakkaniyet ölçüsünde olaylara yaklaşan herkes tarafından dikkate alınması gereken bir husustur.
Bürokratların Tam Gün Yasası ile üniversite hastanelerindeki hekimlerin ücretlerinden bahsederken üst düzeyden rakamları hepimiz biliyoruz. Mali sıkıntı nedeniyle 11 aydır hekimlerine performans dağıtamayan örneğin; İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi, SUT fiyatlarındaki yeni ayarlamalarla performansları nasıl ödeyecek? Bırakın tam günde telaffuz edilen rakamları, hastanelerini döndürmeleri bile zorlaşacaktır. Bu yüzden kılıcı elinde tutanların, kılıcı sallarken daha dikkatli davranmaları gerekiyor. |